Monday, 30 September 2013

Mehmet Toprak Oldu

Mehmet Toprak Oldu


Yokluktu, yoksulluktu Anadolu
Bozkırın orta yerinde bir çocuk doğdu
Adı Mehmet oldu
O şehit oğluydu. Daha doğmadan yetim oldu.
Anası kaptı Mehmet'i koştu, tarlada ırgat oldu
Eski bir yorgana sardı Mehmet'i, toprağa koydu
Gün oldu meme emdi; karnı doydu, gözü doydu,
Gün oldu; aç kaldı susuz kaldı
Gün oldu; toprak onun yatağı oldu
Mehmet toprağın üstünde kırk günlük bebek oldu
Yağmur yıkadı yüzünü, ayaz kuruttu ellerini
Güneş kararttı tenini

Mehmet'in aklı erer oldu. Babasını sordu.
Dedi anası;Şehit oldu.Gövdesini toprak yaptı
vatana kattı
Senin baban toprak oldu. Mehmet'in aklı ermedi
Babası nasıl toprak olurdu ?

Gün geldi! Düşman Çanakakle'ye geldi
Toprak! Dedi.
Mehmet'in yaşı on yedi
Toprak benim babam dedi. Vermem dedi
 Mehmet, Mehmetçik oldu
Anası, O'nu son kez doyurdu
Koştu Çanakkale'ye, Mustafa Kemal'in askeri oldu
Gün oldu; karnı doydu, gözü doydu
Gün oldu; aç kaldı, susuz kaldı
Gün oldu; toprak onun yatağı oldu
Mehmet toprağın üstünde kırk günlük asker oldu
Yağmur yıkadı yüzünü, ayaz kuruttu ellerini
Güneş kararttı tenini

Mehmet'in aklı erdi
Hatırladı! Babasının gövdesini toprak yaptığını
Anladı! Babası nasıl toprak oldu
Mehmet, Mehmetçik oldu. Çelik oldu. Duvar oldu
Çanakkale geçilmez oldu
Ateş kustu düşman, mermi kustu, bomba kustu
Durdu Mehmet! Çöktü dizlerinin üstüne
Kan vardı göğsünün üstünde
Alnını toprağa koydu, toprak Kan oldu
Yattı toprağın üstünde kırk günlükken yattığı gibi
Tuttu toprağı, kırk günlükken tuttuğu gibi
Mehmet Şehit oldu. Mehmet Toprak oldu
Toprağa renk oldu, bitki oldu, yaprak oldu


Bayrağa kırmızı oldu
Gelin kızın halısına boya oldu, desen oldu
Koyuna, kuzuya çimen oldu, yün oldu, iplik oldu
Ustanın elinde çanak oldu, çömlek oldu
Aşığın dilinde türkü oldu
İki yüz elli bin Mehmet Şehit oldu
İki yüz elli bin Mehmet Toprak oldu
Toprak bize vatan oldu

Fikret Tunç - Mart 2004
Seramik Öğretmeni
Çanakkale

Sunday, 29 September 2013

Çanakkale Şehitlik Gezisi

Çanakkale Şehitlik Gezisi


Çanakkale Şehitlik Gezisi, Çanakkale Şehitlikleri Gezisi, Şehitlik Gezisi, Şehitlik Gezileri.

Çanakkale Şehitlik Gezisi ile Çanakkale Şehitlik Turu arasında nasıl bir fark var?


Tur kelimesi Seyahat Acentalarının hazırlayıp sunduğu "Paket Tur" hizmetinin kısaltmasıdır. Ulaştırma, tanıtma, yeme-içme vb. turizm içerikli ürünlerin bir araya getirilerek satılmasını ifade eder. Bu nedenle Tur ifadesi TURSAB üyesi bir Seyahat Acentası ile bu faaliyete katıldığınızda kullanılır.
Çanakkale Şehitlik Gezi ise bireysel olarak sizlerin herhangi bir hizmeti satın almadan Çanakkale Savaş Alanları ve Şehitliklerini ziyaret etmenizi ifade eder.

Gezi Güzergahı Nasıl Olmalıdır ?


Çanakkale Savaş Alanları ve Şehitlikleri'ni bireysel olarak gezmek istediğinizde isterseniz bizlerin sizler için hazırladığı programı kendiniz uygulayabilirsiniz. Eğer size güzergah karışık geliyorsa da bir harita temin edip haritadan takip edebilirsiniz.
Güzergah için: Çanakkale Şehitlik Turu

Hangisini Tercih Edersem Daha İyi Olur ?


Çanakkale Savaş Alanları ve Şehitlikleri oldukça geniş bir alanı kapsayan bir ziyaret noktası. Km olarak yaklaşık 100-130 km ye denk geliyor. Tüm ziyaret noktalarında tabela ve benzeri tanıtıcı öğeler mevcut. Ayrıca çok sayıda tanıtım broşürü, kitapcık vb. temin edebilirsiniz. Ancak sizlere tavsiyemiz Çanakkale Şehitlik Turu olacaktır. Sebeblerini kısaca açıklamamız gerekirse;

- Öncelikle çevre geniş bir alan, her ne kadar tanıtıcı öğeler olsa bile, mesleğinde uzmanlaşmış bir rehber eşliğinde gezmeniz, tabelalarda bulamayacağınız bilgileri de edinmenizi sağlayacaktır.

- Maliyet de seçimleriniz için önemli bir etken olacaktır. Bireysel olarak gezdiğinizde yakıt, giriş ücretleri, yeme-içme size neredeyse aynı rakamlara gelecektir. Çünkü Çanakkale Şehitlik Turu toplu katılımlar için hazırlanır ve daha ekonomiktir.

- Rahatlık ise sizlerin görüşlerine bağlı bir neden. Özellikle aracı kullananlar için önemli bir unsur. Çoğu zaman park etmek, kalabalık, trafikte kapanan yollar, tek yön geliş-gidişler, en önemlisi ise yola bakmak ile çevreye bakmak arasında seçim yapmak gereksinimidir.

Sunday, 22 September 2013

Çanakkale Simülasyon Merkezine Nasıl Gidilir

Çanakkale Simülasyon Merkezine Nasıl Gidilir


Çanakkale Simülasyon Merkezine nasıl gidilir sorunuzun cevabı şu şekilde;


Öncelikle yapmanız gereken bir şekilde Eceabat'a ulaşmak. Tabi bu seçenek Çanakkale üzerinden gelen misafirlerimiz için geçerlidir. Avrupa üzerinden gelen misafirlerimiz Kilye Koyu sapağından dönmelidirler. Eceabat'a girişinizden hemen önce büyük bir dönemeç vardır. Dönemeç öncesindeki koydur Kilye Koyu. Burada zaten size yolu tarif edecek tabelalar mevcut. Gözden kaçırmamaya dikkat edin. Çanakkale üzerinden gelecek misafirlerimiz kendi araçlarıyla geliyor ise aynı yolu takip ederek Eceabat İstanbul yolunu takip edecekler ve bahsettiğimiz noktaya geldiklerinde aynı sapaktan dönerek devam edecekler.

Kendi aracı olmayan misafirlerimiz ise feribot ile Eceabat'a geçtikten sonra iki şekilde ulaşım sağlayabilirler.

1. Bir taksi tutarak gidebilirsiniz. Tabi bu maliyetli bir tercih olur.

2. Gökçeada'ya ulaşımın sağlandığı Kabatepe feribotu için Eceabat'tan feribot saatlerine göre dolmuş kalkar. Bu dolmuş Simülasyon merkezinin önünden geçer. Dolmuşu kullanarak ulaşımı sağlayabilirsiniz.

Çanakkale Simülasyon Merkezine Nasıl Gidilir

Friday, 20 September 2013

Çanakkale Şehitliklerine Nasıl Gidilir

Çanakkale Şehitliklerine Nasıl Gidilir


Çanakkale Şehitliklerine Nasıl Gidilir; ülkemiz toprakları iki ayrı kıta üzerinde bulunmaktadır. Asya ve Avrupa üzerinden gerçekleştirdiğiniz yolculuklarınızda Çanakkale Şehitliklerine nasıl ulaşabileceğiniz hakkında sizlere bir kaç ipucu vermek istiyoruz.

1. Asya Kıtası yani Anadolu;


Anadolu üzerinden gerçekleştirdiğiniz yolculuklarda Çanakkale Şehitlikleri'ne ulaşabilmeniz için öncelikle Çanakkale iline ulaşmanız gerekmektedir. Çevre ve köy yollarını saymazsak Çanakkale iline iki giriş bulunmaktadır. Birincisi kuzey yönünden Balıkesir - Bursa istikametidir. İkincisi ise güney yönünden Balıkesir - İzmir istikametidir.

Kuzey Yönü;


Bursa - Balıkesir - Çanakkale kara yolunu takiben Çanakkale'ye ulaşabilirsiniz. Çanakkale'ye ulaştıktan sonra karşınıza yine iki seçenek çıkıyor. Öncelikli ve yakın olarak Lapseki ilçesinden Çanakkale'ye girmenize gerek kalmadan, Lapseki - Gelibolu feribot hattını kullanarak karşı tarafa geçiş yapabilirsiniz. Gelibolu'ya ulaştıktan sonra ise Eceabat'a devam edersiniz. Eceabat'a ulaşımınız sonrası Çanakkale Şehitlikleri'ni ziyaret edebilirsiniz.

Lapseki - Gelibolu hattını tercih etmek istemezseniz, Çanakkale'ye devam edip iskeleye ulaşmanız gereklidir. Çanakkale Feribot İskelesi'ne varışınız sonrası aracınızın büyüklüğüne göre Eceabat yada Kilitbahir feribotu ile karşıya geçiş yapıp Çanakkale Şehitlikleri'ni ziyaret edebilirsiniz.

Güney Yönü;


İzmir- Balıkesir-Çanakkale kara yolunu takiben öncelikle Çanakkale il merkezine ulaşmalısınız. Çanakkale Feribot İskelesi'ne varışınız sonrası aracınızın büyüklüğüne göre Eceabat yada Kilitbahir feribotu ile karşıya geçiş yapıp Çanakkale Şehitlikleri'ni ziyaret edebilirsiniz. Yol üzerinde çok fazla feribot tabelası dikkatinizi çekecektir. Ancak Çanakkale Şehir merkezine ulaşana dek kesinlikle başka bir yola sapmamaya dikkat ediniz.

2. Avrupa Kıtası


Özellikle gurbetçilerimiz için Çanakkale'ye ulaşmak biraz uzun ve yorucu aynı zamanda da karışık bir yolculuk olmaktadır. Sizler için biraz basite indirgemek istiyoruz. Avrupa ülkelerinden gelecek ziyaretçilerimiz, ister İpsala, ister Kapıkule'den ülkemize giriş yapsınlar, ulaşmaları gereken ana nokta Keşan ilçesi olmalıdır. Edirne ilimizin Keşan ilçesine ulaştıktan sonra yolculuğunuz Çanakkale ilinin Gelibolu ilçesine devam etmelidir. Keşan - Gelibolu kara yolunu takiben Gelibolu'ya ulaştıktan sonra Eceabat ilçesine devam etmeniz gerekmektedir. Varışınız sonrası dilediğiniz güzergahı kullanarak ziyaretinizi gerçekleştirebilirsiniz.

İstanbul yada diğer Avrupa illerimizin herhangi birisinden Çanakkale Şehitlikleri'ne bir yolculuğa karar verdiyseniz, yine ana ulaşım noktanız Çanakkale ilinin Gelibolu ilçesi olmalıdır. Gelibolu ilçesine ulaştıktan sonra ise Eceabat'a devam etmeniz ve varışınız sonrası dilediğiniz güzergahı tercih ederek ziyaretinizi gerçekleştirmeniz sizler için daha kolay ve uygun olacaktır.

Çanakkale Şehitlikleri'ne ulaşımınız sonrası nereleri gezebileceğinizi öğrenmek istiyorsanız Çanakkale Şehitlikleri Gezi Haritası sizlere yol gösterecektir.

Çanakkale Şehitliklerine Nasıl Gidilir

 

Wednesday, 18 September 2013

Çanakkale Profesyonel Turist Rehberleri Odası

Çanakkale Profesyonel Turist Rehberi


Çanakkale Rehberler Odası; Turizm Bakanlığı'na bağlı Profesyonel Turist Rehberleri, meslek yasalarına kavuştular. Artık tıpkı doktor, avukat gibi Turist Rehberi de bir meslek. Ayrıca onlar gibi bu mesleği de sadece mesleği olanlar icra edebilecek.

Temmuz ayı itibariyle Çanakkale Bölgesel Rehberler Odası resmen kurulmuş ve faaliyete başlamıştır.

Alan Kılavuzlarımızı ayrı bir yerde tutuyoruz. Onların görev ve sorumlulukları farklı bir yapıya sahip. Çanakkale Şehitlikleri'ni gezmek istediğinizde sizlere rehber olduğunu beyan edip hizmet vermek isteyenlere lütfen dikkat ediniz. Eğer sizlere çalışma kartını gösteremiyor ise sahip değildir. Lütfen yetkili mercilere konuyu bildiriniz.

Çanakkale Rehberler Odası

Sunday, 15 September 2013

Anzak Anma Törenleri

Anzak Günü - 25 Nisan Anzac Anma Törenleri ve Şafak Ayini


Anzac Günü 25 Nisan tarihinde her yıl Gelibolu Yarımadası'nın Anzak Koyu olarak bilinen bölgesinde geleneksel olarak kutlanır. Şafak ayini olarak bilinen organizasyon Çanakkale Savaşları esnasında karaya ayak bastıkları gün ve saatte kutlanır. Programın özellikle basın yoluyla duyurulması ve haber yapılması törenlerin merak uyandırmasına neden olmuştur. Sizlere bilgi olması amacıyla 2009 yılında yapılan anma töreninin bire bir yayınını sunuyoruz. Konuşma metinlerinden dualarına kadar tüm detaylarıyla yazımızda mevcuttur.

AVUSTRALYA KRALİYET HAVA KUVVETLERİ BANDOSU VE YENİ

ZELANDA ORDU BANDOSU'NUN SUNDUGU MÜZİK

 Binbaşı Peter Grant

Müzik Yönetmeni, Avustralya Ordu Bandosu

Deniz Binbaşı Keith Anderson

Müzik Yönetmeni, Yeni Zelanda Kraliyet Donanması

 

RESMİ HEYET TÖRENE KATILIR

ŞAFAK TÖRENİ SABAH 8:30'DA BAŞLAR

 

GİRİŞ

Emekli Tuğgeneral Bill Rolfe AO, Avustralya

Törenler Başkanı

 

MERASİM KITASI YERİNİ ALIR

Avustralya Muhafız Birliği ve Yeni Zelanda Savunma

Kuvvetleri Üyeleri

 

ANMA ÇAĞRISI

Korgeneral David Hurley AO DSC

Genelkurmay ikinci Başkanı, Avustralya

 

“Doksan dört yıl önce, şafak sökerken, bu kıyıların görüntüsüne tam

bir karmaşa ve kaos hakimdi. Yine burası büyük yiğitliklere, benzeri

görülmemiş kahramanlıklara sahne oldu. O gün yaşanan katliamdan

sağ çıkanların günlüklerinde ve mektuplarında yansıttıklarının

haricinde, kıyıya çıkarken askerlerin aklından tam olarak neler

geçtiğini bilmiyoruz, ama onlar Avustralya, Yeni Zelanda ve

Türkiye'nin tarihlerinde can alıcı bir yeri olan o anın parçası oldular.

Birinci Dünya Savaşı'nda ülke dışında hizmet veren son Anzak

da artık aramızdan ayrıldı, ama onların kahramanlıkları ulusal

belleğimizde her zaman yerini muhafaza edecektir.

Onlar burada, Gelibolu Yarımadası'nın engebeli toprağında,

cesaretleri, arkadaşlıkları, karşılaştıkları güçlükleri alttan almaları

ve fedakârlıkları ile bizlere ebedi bir miras bıraktılar. Topraklarını

savunan yiğit Türklere yenildiler, ama Avustralyalı ve Yeni Zelandalı

askerler kendilerini ispatladılar ve genç uluslarının belirleyici

özelliklerini akıllara kazıdılar.

Çıkartmadan önceki gece Hawthorn, Victoria'dan 20 yaşındaki

Teğmen Alan Henderson şunları yazmıştı:

Bu Avustralya için bir fırsat olacak ve daima geri dönüp baktırması

gereken bir gelenek inşa edilecek. Tanrı’nın izniyle, muazzam bir

gelenek olacak. Sadece bu bile, Avustralya için şaşırtıcı derecede

önemli görünüyor.

Teğmen Henderson çıkartma sırasında aldığı yaralar yüzünden beş

gün içinde hayatını kaybetti. Bir ay geçmeden kardeşi de ölmüştü.

Buna karşılık, Gelibolu Yarımadası'nda paylaştıkları ortak sıkıntı

ve başarılar nedeniyle Avustralyalılar ve Yeni Zelandalılar arasında

özel bir bağ oluştu. Bu Anzak ruhu Afganistan, Irak, Doğu Timor,

Solomon Adaları ve diğer yerlerde hizmet vermiş ve vermekte olanlar

tarafından halen korunmaktadır.

Bugün buraya savaş zamanında ülkelerimize hizmet edenleri

anmak üzere geldik. Burada bulunmamızın sebebi savaş

kavramını yüceltmek veya savaşın neden olduğu şiddet ve dehşeti

kutlamak değildir. Bizim uğrumuza hayatlarını feda edenlerin

onuruna buradayız. Onlar, bu fedakârlıklarıyla daima kalbimizde

olacaklar. Günün bu ilk ışıklarıyla geçmişe dönüp, onları anmak ve

onurlandırmak için burada toplandık.”

 

("Canınıage, B. The Broken Years [Yıkık Seneler], Canberra: Avustralya Ulusal Üniversitesi

Yayınları, 1974" adlı kaynaktan alınnııştır. Mektubun aslı Avustralya Savaş Anıtı'nda yer

alnıaktadır.)

 

KONUŞMA

SAYIN ANAND SATYANAND PCNZM QSO

Genel Vali, Yeni Zelanda

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİCUMHURBAŞKANI (1934)

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'TEN ALINTI

 

Türk subayı tarafından okunur;

“Uzak memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar:

burada dost bir vatanın toprağındasınız.

Huzur ve sükun içinde uyuyunuz.

Sizler Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız.

Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar;

gözyaşlarınızı dindiriniz, evlatlarınız bizim bağrımızdadır.

Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır.

Bu toprakta canlarını verdikten sonra

artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”

 

İLAHİ

Mezmur 23

(Ezgi: Crimond)

 

Tanrı kılavuzumdur, eksiğim olrnaz..

Yemyeşil çayırlara ' .

Sakin suların kıyısına

Ulaşmakta yol gösterir bana.

 

Ruhumu iyileştirir.

O'nun adı uğruna

 

Doğru yolda yürümem için

Öncülük eder O bana.

 

Geçsem bile ölümün karanlık

vadisinden.

 

Korkmam hiçbir kötülükten;

Çünkü Sen benimlesin,

Huzur verir bana Sen'in kudretin.

 

Düşmanlarımın önünde

Donatırsın soframı;

 

Yağ sürer başıma, kutsarsın beni,

Dolup taşar ruhumun zenginliği.

 

iyilik ve merhamet ömrüm boyu

Mutlaka izleyecek beni,

 

Ve meskenim sonsuza dek

Olacak Tanrı'nın evi.

 

AVUSTRALYA ANMA TÖRENİ


 

KONUŞMA

SAYIN STEPHEN SMITH MP

Avustralya Dışişleri Bakanı

 

DUAYA ÇAĞRI

Birinci Sınıf Din Görevlisi Don Parker RNZChD QHC

Baş Rahip, Yeni Zelanda Savunma Kuvvetleri

 

Tanrım, bu gün;

Biz kulların olarak ağırbaşlı bir şekilde

Geçirdiğimiz savaşları hatırlıyoruz;

Ölümü, kederi ve cesareti.

İşlenilen günahlar için,

Sen'in affına sığınıyoruz.

Asil ve onurlu herşey için

Sen'i övüyoruz.

Tanrım, geçmişteki desteğimiz

ve gelecekteki ümidimiz,

Savaş yüzünden hayatlarını kaybedenlerden,

Ve hala sağlık ve barış için mücadele

edenlerden ilgini esirgeme.

Savaşın sesleri yitip giderken

Dostluk, yoldaşlık devam etsin

Ve yapılan fedakarlıkların hatırlanması

Barış ve adalet için varolan

Azmimizi güçlendirsin.

Tanrım, bu günün ciddiyeti nedeniyle

Sadece dünyada barış için dua etmek istiyoruz.

Eğer barış yakı n laştıysa bize savaşta -

umudumuzu güçlendir;

Eğer başkalarıyla ekmeğimizi paylaştıysak,

Cömertliğimizi muhafaza et;

Eğer daha iyi bir dünya hayal ediyorsak,

Dualarımızı kabul et.

Amin.

 

OKUMA

 

Sayın [udith Collins

Yeni Zelanda Gazi işleri Bakanı

Ecclesiastes 3:1-8 Herşeyin Zamanı Var

 

Her şeyin mevsimi,

Göklerin altındaki her olayın zamanı var:

Doğmanın zamanı var, ölmenin zamanı var.

Dikmenin zamanı var, sökmenin zamanı var.

Öldürmenin zamanı var, şifa vermenin zamanı var.

Yıkmanın zamanı var, yapmanın zamanı var.

Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var.

Yas tutmanın zamanı var, dans etmenin zamanı var.

Taş atmanın zamanı var, taş toplamanın zamanı var.

Kucaklaşmanın zamanı var, kucaklaşmamanın zamanı var.

Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var.

Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.

Yırtmanın zamanı var, dikmenin zamanı var.

Susmanın zamanı var, konuşmanın zamanı var.

Sevmenin zamanı var, nefret etmenin zamanı var.

Savaşın zamanı var, barışın zamanı var.

 

İLAHİ

Yüce lütuf

 

Yüce Lütuf! Ne kadar tatlı bir ses bu,

Kurtardı benim gibi bir sefili!

Yitiktim önceleri, ama buldum şimdi kendimi

Görmüyordu gözlerim, açıldılar onlar şimdi.

Bu lütuftur yüreğime korkuyu öğreten

Ve bu lütuf korkularımı yok eden;

Ne kadar değerli göründü bu lütuf bana

İnanmaya başladığım daha ilk anda!

Pek çok tehlike, pek çok zorluk atlattım,

Pek çok tuzakla karşılaştı m;

Bu lütuftur sağ salim getiren beni buraya

Ve yuvamın yolunu gösterecek olan bu lütuf.

Tanrı bana iyilik sözü verdi,

Sözü umutlarımı yeşertti,

Hayat devam ettikçe O kalacak

Koruyucum ve bir parçam olarak

Güneş gibi, parlayarak

On bin yıldır burada olduğumuz an

Bir gün olsun eksilmeyecek başlangıçtan beri

-Tanrı'ya şükretmek için sahip olduğumuz zaman

 

BARIŞ İÇİN DUALAR

Rahip Russell Mutzelburg

Baş Rahip, Avustralya Ordusu

Barış için Dua

 

Yüce Tanrım,

Anzakları anarken sorunlarla dolu dünyamızda barış için dua

ediyoruz. Fedakarlıkları ve acıları anarken, barış ve uzlaşma için

dua ediyoruz. Hayatlarını, sağlıklarını ve gençliklerini feda eden

genç insanları hatırlarken, barış ve adalet için çalışan herkesin

çabalarını kutsamanı diliyoruz.

Geçmişteki çatışmaları yadederken, bütün cehalet, şüphe

ve korku engellerini ortadan kaldırman ve barış, adalet ve

özgürlüğü yapılandıran şeyleri arttırman için dua ediyoruz.

Savaş zamanını anımsarken, kötü niyet, kıskançlık ve korku

güçlerini bizden uzak tutmanı ve bize anlayış, işbirliği ve

karşılıklı saygıya giden yol u göstermeni diliyoruz.

isa'nın sözlerini hatırlarken, tüm insanları kendi çocukların

olarak birleştirip, barış için çalışan herkesi kutsamanı ve

korumanı istiyoruz.

Tanrı'nın kutsal adı için dua ediyoruz.

Amin.

 

ÇELENK KOYMA TÖRENİ

Resmi temsilcilerin çelenk koyması

 

ANMA KASİDESİ

Tuğgeneral Kevin Riordan ONZM

Adli Hizmetler Genel Müdürü, Yeni Zelanda Savunma Kuvvetleri

 

“Geride kalan bizler yaşlanırken, onlar yaşlanmayacak:

Zaman onları yormayacak, yıllar onları suçlamayacak.

Güneşin her batışında ve yeniden doğuşunda

Onları hatırlayacağız.

Yanıt

Onları hatırlayacağız.

 

YAT BORUSU

İKİ  DAKİKA SAYGI DURUŞU

KALK BORUSU

SON DUA

Birinci Sınıf Din Görevlisi Don Parker RNZChD QHC

Baş Rahip, Yeni Zelanda Savunma Kuvvetleri

 

Ebedi Tanrı'm,

Seni bilen akılların ışığı,

Seni seven kalplerin neşesi,

Sana hizmet eden bilinçlerin gücü:

Seni tam anlamıyla sevebilmek için seni bilmemize izin ver,

Ve sana mutlulukla hizmet edebilmek için seni sevmemize izin ver,

Şimdi ve daima.

Amin.

 

MİLLİ MARŞLAR

İstiklal Marşı

Advance Australia Fair

Cod Defend New Zealand

 

MERASİM KITASI DÖNER

RESMİ HEYET TÖRENDEN AYRILIR

 

ZİYARETÇİLERİN ÇELENK KOYMASI

Tören sonrasında ziyaretçiler çelenk koymak için davet edilir.

 

AVUSTRALYA ORDU BANDASU'NUN SUNDUĞU MÜZİK

Binbaşı Peter Grant

Müzik Yönetmeni, Avustralya Ordu Bandosu

 

SINE AVUSTRALYA KOROSU

Colin Slater OAM yönetiminde

 

RESMİ HEYET TÖRENE KATILIR

LONE PINE TÖREN SABAH 10:00'DA BAŞLAR

 

Emekli Tuğgeneral Bill Rolfe AO

Törenler Başkanı

 

MERASİM KITASI YERİNİALIR

Avustralya Muhafız Birliği Üyeleri

KARŞILAMA

Ekselansları Sayın Peter Doyle

Avustralya'nın Türkiye Büyükelçisi

 

AÇILIŞ KONUŞMASı

Sayın lan Campbell PSM

Avustralya Gazi işleri Beketılığı Müsteşarı

 

“George Irwin 4 Ağustos 1915 tarihinde Çanakkale'ye ulaştığında 4.

Tabura bağlı bir takviye eriydi. Sydney'de orduya kayıt olduktan sadece

dört ay sonra kendini dünyanın öbür tarafında, ölümcül bir muharebe

alanında buldu. Öyle bir yerdi ki, hastalıklar ve yorgunluk Anzak'ta

yaşanan savaşın en belirleyici özelliği haline gelmiş ve burada bulunanları

usandırmıştı.

Er Irwin yakında kendisinin de katılacağı saldırıyı başlatan atışlarla alana

varışında sadece birkaç saat sonra karşılaşmış olmalıydı. 6 Ağustos

öğleden sonrasında Bacchante gemisi Kaba Tepe mevzinde konumlarak

gün içinde şiddeti giderek artan bir bombardımana iştirak ederken, Irwin

de LonePine'da gerçekleşecek muharebeye katılmaya hazırlanıyordu.

Brown's Dip'de dinlendikten sonra ileri siperlere doğru hareket etti.

Önünde 50 metreden daha dar bir alan halinde uzunan tarafsız bölge,

onun hemen ilerisinde ise Türk hatları vardı.

Saat 5:30'a yaklaştığında top atışları şiddetlendi. Avustralyalı askerler

dışarı daha kolay çıkabilmek için siperlerinin en üstündeki kum torbalarını

aşağı indirdiler. Ardından subaylar tüm hat boyunca düdüklerini çalarken,

açığa tırmanıp saldırıya geçtiler. Irwin Türk siperlerine doğru koşarken

görüldü ve sonra kayboldu. Oğullarının kaybolduğu haberini aldıktan

sonra, anne ve babası Irwin'in taburundan olan hasta veya yaralıları

Sydney'e getiren her gemiyi karşıladı. Birilerinin onlara oğullarına ne

olduğunu söyleyebileceğini umuyorlardı.

George'un annesi, lessie, kendilerine yardımcı olabileceğini düşündüğü

herkese yazdı. Lone Pine'da yaşananların üzerinden üç yıldan fazla

zaman geçtikten sonra bile, Kızıl Haç Yaralı ve Kayıp Bürosu'na 'Onu

hiçbir zaman ölü olarak düşünemedim, hala bir yerlerde yaşadığını

hissediyorum' diye yazıyordu. Yazıştığı kişilerin bazılarından savaş esiri

olduğunu, bazılarından ise yaralı ve hastanede olduğunu duydu. Diğer

kişiler onun öldüğünü söylediler. Ancak 'kayıp' kelimesi, içinde bir ümit

barındırıyordu. Çoğu askerin aksine, anne ve baba Irwin bu kelimenin

'ölü' ile eşanlamlı olduğunu bilemezdi.

Bugün George Irwin'in adı Lone Pine Anıtı'nda bulunan 4.000'den fazla

isim arasında yer almaktadır. O burada bir yerlerde hayatını kaybetti.

Çanakkale'de yalnızca iki gün geçirdikten sonra, bu topraklardan ilelebet

ayrılmayacak B,700'den fazla Avustralyaltdarı biri oldu. Gözleri yaşlı anne

ve babasının ümitleri ise boşunaydı. Başka binlerce kişi gibi, onlar da

kayıp askerlerin çok azının eve dönebildiğini anladılar.”

 

AÇILIŞ DUASI

Rahip Russell Mutzelburg

Baş Rahip, Avustralya Ordusu

 

“Sevgi ve özgürlüğün Tanrısı, barış ve güvenliğimiz için sana

minnettarız. Bu uğurda inançla hizmet ederek barışı mümkün kılanları

hatırlıyoruz. Bu fedakarlığı paylaşan aileleri ve sevilenleri hatırlıyoruz.

Bu anma uzlaşma ve barış için istekli olmamıza yardımcı olsun.

Ulusların karşılıklı kılıç kuşanmadığı ve artık savaşın ne olduğunu

öğrenmediği günün yakında gelmesi için dua ediyoruz.

Anzak'larımızı anarken, ülkemiz ve sevdiklerimize hizmetimizde bize

de aynı cesareti vermen için dua ediyoruz.

Amin.”

 

OKUMA

Korgeneral David Hurley AO DSC

Genelkurmay ikinci Başkanı, Avustralya

Romans 12: 9-16a

 

“Sevginiz ikiyüzlü olmasın. Kötülükten tiksinin, iyiliğe bağlanın.

Birbirinizi kardeşlik sevgisiyle, şefkatle sevin. Diğerlerini kendinizden

fazla onurlandırın. Tanrı'ya kulluk etmekte coşkunuz azalmasın,

ruhunuz ateşli olsun. Umutla sevinçli, zorluklar karşısında sabırlı

olun. Dualarınız inançlı olsun. ihtiyaç içinde olan kullara yardım

edin. Konuksever olun.

Size zulmedenler için iyilik dileyin; iyilik dileyin, lanet etmeyin.

Sevinenlerle sevinin, ağlayanlarla ağlayın. Birbirinizle huzur içinde

yaşayın. Gururlu olmayın, kendinizden daha düşük mevkilerdeki

kişilerle arkadaşlık kurmak için istekli olun. Kibirli olmayın.”

 

AVUSTRALYA SAVUNMA KUVVETLERİ İÇİN DUA

Rahip Russell Mutzelburg

Baş Rahip, Avustralya Ordusu

 

“Tanrı'mız, Baba'mız,

Avustralya Savunma Kuvvetleri'nin tüm üyeleri için dua ediyoruz.

Adalet ve barış yolunda disiplin ve sadakat ile hizmet etme,

ve tehlikeleri cesaretle karşılama gücünü bahşet onlara.

Kendilerinden öncekilerin izinde gitsinler,

örnek hizmet, fedakarlık ve mükemmeliyet yolunda.

Tanrı'm Duamızı Duy.

Amin”

 

OKUMA

Simpson Ödülü galibi

Ayrılan Son Kişi

 

“Silahlar sessizdi ve sakindi tepeler

Hafif bir rüzgarla eğilmişti çimenler.

Bakakaldım önümde uzayan vadi ve derelere,

Ve "Bunlar ne olacak?", "Bunlar ne olacak?" dedim, bir fısıltı halinde.

Bu çoktan unutulmuş ölüler ve çökük mezarları,

Kimileri haçsız, yazılmamış hatıraları;

Sadece inleyen dalgalar tutuyor yaslarını;

Şarkı söyleyen ağaçlar ise tek ozanları.

İşte bu yüzden dalıp derinlere; hüzünlendim ben, hasret içinde.

Baktım yukarılarda çıktıkları yerlere

Her gün ve dondurucu her gece

Oluk oluk kan döktükleri o tepelere.

Oturdum uzun süre, dinledim - ve herşey dinledi benimle.

Duydum binlerce ağacın anlattığı destanları;

Duydum köpüren binlerce dalgayı.

Dalgalar çok yaşlıydı, ağaçlar çok akıllı:

Anladım ki, sonsuza kadar hatırlanacaktı.

Gözlerini göklere dikmiş o cansız yiğitler,

ve kıyıda bölükler halinde uyuyan o cesur ölüler. “

Ağustos 1914'te orduya yazılan ve 25 Nisan 1915'te Gelibolu Yarımadası'na çıkan Avustralya imparatorluk Gücü, 10. Tabur'dan Çavuş Leon Gellert tarafından yazılmıştır. Gelıert Temmuz'da yaralanıp tahliye edilmiş, daha sonra da Avustralya'ya dönmüştür.

 

KONUŞMA

SAYIN STEPHEN SMITH MP

Avustralya Dışişleri Bakanı

 

ÇELENK KOYMA TÖRENİ

Resmi temsilcilerin çelenk koyması

 

ANMA KASİDESİ

'Ben bir Avustralya askeriyim' ödülü galibi

Geride kalan bizler yaşlanırken, onlar yaşlanmayacak:

Zaman onları yormayacak, yıllar onları suçlamayacak.

Güneşin her batışında ve yeniden doğuşunda

Onları hatırlayacağız.

Yanıt

Onları hatırlayacağız.

 

YAT BORUSU

İKİ DAKİKALIK SAYGI DURUŞU

KALK BORUSU

 

SON DUA

Rahip Russell Mutzelburg

Baş Rahip, Avustralya Ordusu

 

“Dünyada yolunuza barış içinde devam edin; cesur olun;

iyi olan şeylere tutunun;

kimsenin kötülüğüne karşılık vermeyin ve cesaretsiz olanları

güçlendirin,

güçsüzlere destek olun, ıstırap çekenlere yardımcı olun, tüm insanları

onurlandırın;

Tanrı'yı sevin ve O'na hizmet edin, Kutsal Ruh'un gücünde sevinç

bulun.

Ve Yüce Tanrı, Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'un desteği

sizinle olsun ve hep sizinle kalsın.

Amin”

 

MİLLİ MARŞLAR

İstiklal Marşı

Advance Australia Fair

 

MERASİM KITASI DÖNER

RESMİ HEYET TÖRENDEN AYRILIR

 

ZİYARETÇİLERİN ÇELENK KOYMASI

Tören sonrasında ziyaretçiler çelenk koymak için davet edilir.

 

YENİ ZELANDA TÖRENİ


 

YENİ ZELANDA KRALİYET DONANMA BANDASU'NUN SUNDUĞU MÜZİK

Deniz Binbaşı Keith Anderson, Yeni Zelanda Kraliyet Donanması

Müzik Yönetmeni

 

RESMİ HEYET TÖRENE KATILIR

CONK BAYIRI TÖRENİ ÖĞLEN 12:30'DA BAŞLAR

 

Birinci Sınıf Din Adamı Don Parker RNZChD QHC

Baş Rahip, Yeni Zelanda Savunma Kuvvetleri

Tören Başkanı

 

KONUŞMA

Ekselansları Sayın Hamish Cooper

Yeni Zelanda 'nın Türkiye Büyükelçisi

 

AÇILIŞ DUASI

Birinci Sınıf Din Adamı Don Parker RNZChD QHC

Baş Rahip, Yeni Zelanda Savunma Kuvvetleri

 

OKUMA

Tuğgeneral Kevin Riordan ONZM

Adli Hizmetler Cenel Müdürü, Yeni Zelanda Savunma Kuvvetleri

Ecclesiasticus 44: 1-15: Atalara Methiye

 

“Ulusumuzun tarihinde yer etmiş kadın ve erkek kahramanları analım.

Tanrı onların aracılığıyla çağlar boyu krallığını duyurdu ve yüceliğini

tekrar tekrar kanıtladı. Bu kahramanların kimileri ülkeleri yönetti ve

yiğitlikleri ile isim yaptılar. Kimileri de ileri görüşleri ile yol gösterdiler.

Bazıları fikirleri ve bilgileri ile insanlara rehber oldu. Kimileri müzik

icra etti, kimileri şiirler yazdı. Kimileri zenginlik ve güçle donatılmıştı,

evlerinde huzur içinde yaşadılar. Tüm bu insanlar kendi dönemlerinde

ün kazandı ve yaşadıkları dönemin gurur kaynağı oldular.”

 

Kimileri de tarihte anılacakları bir isim bıraktılar arkalarında. isimleri

bile hatırlanmayan, ölmüş hatta hiç yaşamamış sayılan, arkalarında

nesillerini devam ettirebilecek çocuklar bırakamayanlar da oldu.

Atalarımız böyle değildi. Onlar yaptıkları iyi şeyler ile hiç unutulmayan,

vatanıarına bağlı insanlardı. içlerindeki zenginlik torunlarına, mirasları

gelecek nesillere kaldı. Onlar sayesinde çocukları, torunları da hak

ettikleri bir yaşama kavuştular. Ruhları huzur içinde, isimleri ise

sonsuza kadar yaşayacak. Uluslar, onların bilgeliklerini sonraki nesillere

aktaracak, ve bizler onlar için dua edeceğiz. “

 

KONUŞMA

EKSELANSLARI SAYIN ANAND SATYANAND PCNZM QSO

Yeni Zelanda Genel Valisi

 

WALATA: ANZAK İLAHİSİ

“Ölüleri, ülkemizin savaşan kahramanlarını onurlandırın

Yabancı mezarlarda bırakılan çocuklarımızı onurlandırın

Gelinciklerin dalgalandığı ve üzüntünün tohumlarını bıraktığı yerlerde,

Sonsuza kadar bizim kalacak haçları onurlandırın.

Kanlarımızla yıkılan yerler için ağlayın

Çamura gömülü genç kemikler için ağlayın

Şiddet ve hırsın gücüne ağlayın

ihtiras adına yapılan anlaşmalara ağlayın.

Olabilecekken yitip gidenlere ağlayın,

Savaşın korkunç maliyetine ağlayın,

insani acılar içindeki evler için ağlayın,

Bir daha savaşa zorlanmamak ümidiyle ağlayın.

Şimdi kaybedilen hayatları haklı çıkarmak için inanılan,

Uğruna ülkemizin kanı akıtılan rüyayı onurlandırın,

Bu kutsal günde onların düşüncelerini onurlandırın

Özgürlük için barış, tek yol barış”

 

Söz, Shirley Murray; Müzik, Colin Gibson; Düzenleme W02 Dwayne Bloomfield.

Bu yeni ilahi ilk kez Yeni Zelanda Ordu Bandosu tarafından

Anzak Günü 2007'de Wanaka'da icra edilmiştir.

 

DAN CURHAM'IN ANILARI

Sayın Gudith Collins

Gazi İşleri Bakanı

 

"Çoğumuz zayıftık, dizanteri ve kötü beslenme nedeniyle güçsüz

düşmüştük .... Yukarıya giden yol dikti ve tırmanmak zordu. Toplam iki

tüfeği olan on altı kişiydik ve siperimizden -atladıktan sonra, az bir mesafe

katetmişken, Türkler bizi gördü ve kurşun yağmuruna tutulduk. Kusursuz

bir hedeftik. Taşıdığımız tüfekler, tripodlar ve cephane kutularından oluşan

yükle koşamazdık. Ölümcül bir yaylım ateşiydi. Kurşunlar yere düştükçe,

ayaklarımızın etrafından toz kalkıyordu. Bana isabet etmelerini önlemek

için dizlerimi iyice havaya çekmeye çalıştım. Etrafımdakiler yere düşmeye

başladı. Aylardır birlikte yaşadığım ve birlikte savaştığım, kendi şehrirnden"

gençler hızla yere düşüyordu.

Birbirine çok yakın bir grup olmuştuk, kardeş gibiydik. Ancak düşenler

için durmak veya üzülmek gibi bir şansımız yoktu. Bize verilen emir, Conk

Bayırı'nın tepesine varmaktı. Giderek daha fazla kişi yere düşüyordu.

Yukarıya tırmanmaya devam ettim ve sonunda on altımızdan sağ kalan tek

kişi olarak yalnız başıma kaldım. Bir mucize eseri Conk Bayırı'nın tepesine

yakınlaşabilen tek kişi ben oldum. Arkadaşlarımı bir daha ne gördüm,

ne de onlardan bir haber aldım; cansız bedenlerinin ne olduğunu bile

bilmiyorum .

... Hayatım boyunca bu kaybın verdiği acıyı şiddetle hissettim .... Şimdi

sizinle konuşurken bile, Çanakkale ve özellikle Conk Bayırı hakkında

konuşmak kalbimi derinden yaralıyor.

... Gözümden yaş gelmedi ... Pek ağlayan biri değilim. Kalbim ağladı."

Dan Curham'ın bu sözleri "Maurice Shadbolt, Voices of Gallipoli [Gelibolu'nun Sesleri],

Hodder and Stoughton, Auckland, 1988" adlı kaynağın 41-47. sayfalarından alınmıştır. Dan Curham Wellington Taburu'nda görevaldı ve Conk Sayırı'nı ele geçirmeye çalışan askerlere bir makineli tüfek götürmeleri emredilen gruptakilerden biriydi. “

 

ÇELENK KOYMA TÖRENİ

Çelenk koyma töreni sırasında Yeni Zelanda Kraliyet Donanma Bandosu

şunları çalacaktır:

 

Largo, Xerxes Operası'ndan: Frederick Handel tarafından bestelenmiş ve ilk

kez 15 Nisan 1738 tarihinde Londra'da icra edilmiştir.

Adagio, So/ Minör: Albinoni/Giazotto tarafından bestelenmiş, ve ilk kez

1958'te yayımlanmıştır.

Hine e Hine: Peter Graham tarafından düzenlendiği şekliyle. 1905 yılında

Prenses Te Rangi Pai tarafından yazılan geleneksel bir Yeni Zelanda

şarkısıdır. Sağlığı, kariyeri ve aile yaşamı kötüye giderken kendisini bu ninni

ile teselli ederdi.

Mezmur 23 – Tanrı Klavuzumuzdur

 

BARIŞ İÇİN DUALAR

Birinci Sınıf Din Adamı Don Parker RNZCHD QHC

Baş Rahip, Yeni Zelanda Savunma Kuvvetleri

 

ANMA KASİDESiİ

Spencer McCarry

7. Gelibolu Gençlik Ödülü Sahibi,

Mt Albert Koleji, Auckland

 

“Geride kalan bizler yaşlanırken, onlar yaşlanmayacak:

Zaman onları yormayacak, yıllar onları suçlamayacak.

Güneşin her batışında ve yeniden doğuşunda

Onları hatırlayacağız.

Yanıt

Onları hatırlayacağız.”

 

YAT BORUSU

İKİ DAKİKALIK SAYGI DURUŞU

KALK BORUSU

 

MİLLİ MARŞLAR

İstiklal Marşı

God Defend New Zealand

 

SON DUA

Birinci Sınıf Din Adamı Don Parker RNZChD QHC

Baş Rahip, Yeni Zelanda Savunma Kuvvetleri

 

RESMİ HEYET TÖRENDEN AYRILIR

 

MERASİM KITASI (KATAFALK EKİBİ)

Tarihte katafalk sözcüğü tabut koruyucu anlamında kullanılmıştır. Ancak

daha sonraları mezar taşı ya da anıt taşı anlamları da kazanmıştır.

İngilizce'de Katafaik Ekibi olarak adlandırılan, Türkçe'ye Merasim Kıtası

olarak aktarılabilecek ifade önceden tabutu hırsızlık ya da saygısızlık

gibi durumlardan korumakla görevlendirilen gruba verilen bir isimdi.

Günümüzde ise bu ekibe ölüye duyulan saygıyı ifade eden törensel bir

rol yüklenmiştir.

 KAVRAMLAR


ANMA KASİDESİ

Anma törenlerinin pek çoğunda Laurence Binyon (1869-1943)

tarafından 1914 yılında yazılan "For the Fallen" ("Düşenler için")

adlı şiirin dördüncü kıtası okunur. Bu gelenek 1919 yılından beri

uygulanmaktadır

 

YAT BORUSU

Yat Borusu günün sonunu bildiren bir işarettir. Cenaze ve anma

törenlerinde ise bir törenin sona erdiğini belirtir ve ölülere karşı görevin

yerine getirildiğini ve ölülerin huzur içinde yatabileceklerini simgeler.

 

İKİ DAKİKALIK SAYGI DURUŞU

Bir (ya da iki) dakikalık saygı duruşu günün önemini simgeler ve saygının

bir işaretidir.

 

KALK BORUSU VE BİTİŞ BORUSU

Kalk Borusu: Belli başlı törenlerde Yat Borusu'nu genelde Bitiş Borusu

takip eder, ancak Şafak Töreni'nde Kalk Borusu çalınır. Kalk borusu,

tarihte şafak vaktinde askerleri uyandırmak için çalınırdı. Bu gelenek 16.

yüzyıl savaş kitaplarında yer almaktadır. Bir yüzyıl öncesine kadar flüt

ve trampetle çalınan Kalk Borusu, günümüzde solo boru ya da trampetle

çalınmaktadır. Kalk Borusu, günün ilk çağrısı iken, Bitiş Borusu günün

herhangi bir saatinde çalınabilir.

Bitiş Borusu: Bir dakikalık saygı duruşunun ardından yarıya indirilmiş

bayraklar Bitiş Borusu'nun çalmasıyla birlikte göndere çekilmektedir.

Geleneksel anlamda Bitiş Borusu askerlerin ruhlarını canlandırmak, yeni _

bir güne hazırlamak için çalınırdı. Günümüzde ise Bitiş Borusu, askeri

cenaze ve anma törenlerinde Yat Borusu ile ilişkilendirilmektedir.

 

BAYRAKLAR

Bayrak protokolüne göre, Anzak Günü Törenleri'nde Türk Bayrağı sağ

taraftaki ilk bayraktır. Avustralya ve Yeni Zelanda Bayrakları ise Türk

Bayrağı'nın sol tarafında yer almaktadır.

Anma işareti olarak bayrakların yarıya indirilmesi geleneğinin donanma

kökenli olduğuna inanılmaktadır. Tarihte, önemli kişilere duyulan

saygıyı göstermek için yelkenler indirilirdi. Zamanla gemilerin bayrakları

sembolik olarak indirilmeye başlandı. Bu gelenek daha sonraları

karada da uygulanmaya başlandı ve Avustralya ve Yeni Zelanda da bu

uygulamayı benimsedi.

Türk protokolü gereğince, Türk Bayrağı tamamen indirilmektedir.

 

GELiBOLU GÜLÜ VE BİBERİYE

 

Cistus salviifolius, Gelibolu Yarımadası'nın doğal

ortamında yetişmektedir. Söylenenlere göre, Avustralyalı ve Yeni

Zelandalı askerler bu çiçeğin güzelliğinden o kadar etkilenmişlerdir

ki, bazıları bu bitkinin tohumlarını ülkelerine götürüp, barış ve anma

sembolü olarak bahçelerine ekmiştir. Zaman içinde bu çiçek, Gelibolu

Gülü olarak anılmaya ve bilinmeye başlanmıştır.

Yine Gelibolu Yarımadası'nın doğal ortamında yetişen biberiye ise eski

bir yadetme sembolüdür.

 

Gelibolu Yarımadası'ndaki Anzak Günü Anma Törenleri


Avustralya ve Yeni Zelanda Hükümetleri adına aşağıdaki


birimler tarafından:


 


Gazi işleri Bakanlığı


PO Box 21 Woden ACT 2606 Avustralya


 


Gazi işleri Genel Müdürlüğü


Te Tira Ahu Ika A Whiro


PO Box 5146 Wellington Yeni Zelanda


 


Gazi işleri Bakanlığı, Canberra tarafından hazırlanmıştır.


© Telif hakları Avustralya Hükümeti'ne aittir, 2009


P01870F Nisan 2009


 

 

 

 

 

Saturday, 14 September 2013

İstanbul Çıkışlı Çanakkale Şehitlik Turu

İstanbul Çıkışlı Çanakkale Şehitlik Turu


Çanakkale Şehitlik Turu; kişi sayısı sınırlaması olmaksızın, yılın 365 günü kesin kalkışlı, ekonomik fiyatlarla, İstanbul çıkışlı olarak hizmetinizde...

Rezervasyon ;


- En az bir gün öncesinden saat 23.00'a dek rezervasyon yaptırmanız gereklidir.

- Satış birimimiz haricinde transfer birimimiz sizlerle irtibat kuracaktır. Lütfen buluşma noktası ve saatlerini teyit ediniz.

Buluşma Noktaları ve Saatleri;


*Beşiktaş – Taksim 06.00, Sirkeci – Sultanahmet 06.15, Beyazit – Laleli 06.30 

Tur Programı:


1.GÜN: Kahvaltı molası yolculuk esnasında olmak üzere, yolculuğum yaklaşım 6 saat sürecek ve öğle saatlerinde Çanakkale’nin Avrupa Kıtası durağı olan Eceabat’a ulaşacağız. Varışımız sonrası deniz yolculuğu ile Çanakkale’ye varacağız. Otelimize yerleşip eşyalarımızı bıraktıktan sonra o gün serbest zamanınız olacak. Serbest zamanınızı değerlendirmeniz için sizlere önerimiz Çanakkale Şehiriçi Gezisi’dir. Sizlere tavsiye edeceğimiz noktalar;



* Çanakkale Evi
* Brad Pitt, Eric Bana ve Orlando Bloom gibi yıldızların rol aldığı Troy filminde kullanılan Truva Atı ve Minyatür Park

* Halk Bahçesi (İngiliz Parkı)
* Cumhuriyet Meydanı ve 
Çanakkale savaşlarında kullanılan orijinal toplar
Çanakkale içinde Aynalı Çarşı
* Kale-i Sultaniye ( Çimenlik Kalesi ve Tabyaları )

* Çanakkale Deniz Müzesi ve Nusret Mayın Gemisi içinde Çanakkale Deniz Savaşları gösterimi
* Çanakkale Kent Kültürü Müzesi
* Tarihi Yalı Hanı’nda çay ve kahve molası
* İtalyan mimarisini Türk işçiliğiyle birleştiren Çanakkale Saat Kulesi


2.GÜN: Sabah kahvaltısı sonrası otelimizden ayrılarak Çanakkale Şehitlik Gezisi için hareket ediyoruz.


Çanakkale Deniz Muharebeleri:
Kilitbahir Kalesi – Namazgah Tabyası ve Müzesi – Rumeli Mecidiye Tabyası ve Seyit Onbaşı Anıtı


 Çanakkale Kara Muharebeleri


I. Kuzey Cephesi

Bigalı Köyü Atatürk Evi - Anzac Koyu ve Tören Alanı – Mehmetçiğe Saygı Anıtı
Kanlı Sırt – Kırmızı Sırt istikametinde tüneller ve siperler arasından orijinal savaş yolu yürüyüşü
57. Alay Şehitliği – Mehmet Çavuş Anıtı –Cesarettepe-Arıburun Yarları - Kılıçbayırı
Talat Göktepe Anıtı –Mehmetçik Parkı 261. Rakımlı Tepe – Conkbayırı Conkbayırı Atatürk ve Yeni Zelanda Anıtları – Atatürk’ün Saatinden Vurulduğu Yer – Gözetleme Yeri


 Öğle Yemeği; Günün Çorbası – Tavuk Şnitzel – Salata – Ayran


II. Güney Cephesi
Şahindere Sargı Yeri Şehitliği – Soğanlı Dere Sargı Yeri Şehitliği – Havuzlar Şehitliği
Çanakkale Şehitleri Abidesi – Morto Koyu’nda  Boğaz Manzarası Eşliğinde Çay Keyfi
Ertuğrul Koyu Tabyası - Yahya Çavuş Anıtı ve Şehitliği – Seddülbahir Köyü – Kanlı Dere
Alçıtepe (Kirte) Köyü Salim Mutlu Müzesi – Zığındere Hastane Şehitliği – Nuri Yamut Anıtı


Fiyata Dahil Olan Hizmetler

Rehberlik Hizmeti

Şehitlik Turu Esnasında Öğle Yemeği 

1 Gece Dbl Odada - Oda kahvaltı kişi başı konaklama ücreti

Şehitlik Turu Esnasında Müze Girişleri
Feribot Geçişleri

Turistik Araçlarla Ulaşım (İstanbul - Eceabat – İstanbul)


siperler mehmetcige-derin-saygi-aniti

Thursday, 12 September 2013

Kurban Bayramı Çanakkale Turu


Kurban Bayramı Çanakkale Turu



3 Gün 2 Gece - 17-18-19 EKİM


Çanakkale Şehitlik Turu – Truva Turu – Şehir içi Turu


1. GÜN: İstanbul – Çanakkale



Buluşma noktalarımız kısmında belirttiğimiz nokta ve saatlerde bir araya gelerek Çanakkale’ye hareket ediyoruz.
Saat 08.00 – 08.30 arasında yol güzergâhı üzerinde kahvaltı molası veriyoruz.
Saat 12.00 – 12.30 arası Çanakkale’nin Avrupa kıtasındaki ilçesi Eceabat’a ulaşıyoruz.
Öğle Yemeğimiz sonrası feribot ile Çanakkale’ye geçiyoruz.
Çanakkale’de otelimize yerleşiyor ve valizlerimizi bırakıyoruz.
Sonraki gün yapacağımız Çanakkale Şehitlik Turu’nun Anadolu kısmında yer alan, Çimenlik Kalesi, Nusret Mayın Gemisi, Deniz Müzesi ve Aynalı Çarşı’yı geziyoruz.
Gezimiz sonrasında sizlere yemek yiyebileceğiniz güzide restoranları da tarif ettikten sonra, serbest zaman veriyoruz.


 

2. GÜN: Çanakkale Şehitlik Turu



Sabah 08.30’da kahvaltımız sonrasında sizleri otelinizden alıyor ve hareket ediyoruz.
Feribot ile Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı’na geçiş yapıyoruz ve sırasıyla;
Kilitbahir Kalesi - Namazgah Tabyası ve Deniz Müzesi
Rumeli Mecidiye Tabyası ve Seyit Onbaşı
Bigalı Köyü Atatürk Evi Ziyareti
Büyük Anatafartalar Köyü
Anzac Koyu ve Arıburnu Gezintisi
Mehmetciğe Saygı Anıtı
Kanlısırt Avustralya Anıtı
Kırmızı Sırt Tünel ve Siperler İncilemesi
57. Alay Şehitliği Ziyareti
Conkbayırı Yeni Zelanda ve Atatürk Anıtı Gezintisi ve Anafartalar Ovasını Kuşbakışı Gözetleme
Alçıtepe Köyü Salim Mutlu Müzesi
İkiz Koyu - Ertuğrul Koyu Yahya Çavuş Şehitliği
Seddülbahir Köyü - Morto Koyu ve Kanlı Dere
Çanakkale Şehitler Abidesi
Şahindere ve Soğanlıdere Sargı Yeri Şehitliği
Havuzlar Şehitliği


Çanakkale Şehitlik Turu sonrası geri dönüş yapıyoruz ve sizleri otelinize bırakıyoruz.

3. GÜN: Truva Ören Yeri


Saat 12.30’da sizleri otelinizden alıyor ve hareket ediyoruz.
Truva'nın Düşü ve Gerçeği
Truva Atı, Kazı Evi ve Hisarlik tepesi
Efsanevi Surlar ( Doğu Kule ve Kale girişi )
Athena Tapinak yeri - Kuzeydogu Kulesi ve Sarnıç
Marmar
Truva II Surları ve Megaron Ev kalıntıları
Schliemann Yarması
9 dönemin / şehrın katmanları
Rampalı Güney Kale girişi
Priamos'un Hazimesinin bulundugu yer
"Batı kapısı"
Truva VI bınası
Illios'un Kutsal Alanı
Roma dönemi Hamam ve Odeon kalıntıları
Destansı Truva'nın Güney Kale girişi


 

Truva Ören yeri gezimiz sonrası İstanbul’a hareket ediyoruz. Yolculuğumuz esnasında yol üzerinde akşam yemeği molası verilecektir.
İstanbul’a varışımız sonrası sizlerle buluştuğumuz noktalarda bu kez vedalaşıyor ve bir sonraki organizasyonumuzda tekrar görüşmeyi diliyoruz.


Buluşma Noktalarımız;
Beşiktaş – Taksim 06.00, Sirkeci – Sultanahmet 06.15, Beyazit – Laleli 06.30

Kişi Başı Ücret: 300.- TL


Ücrete Dahil Hizmetlerimiz;
- Turistik Araçlarla Ulaşım
- Rehberlik Hizmeti
- 2 Gece Dbl Odada - Oda Kahvaltı Konaklama Kişi Başı
- 1. ve 2. Gün Öğle Yemekleri
- Müze Giriş Ücretleri
- Feribot Geçiş Ücretleri


 

truva-antik-kenti

Seyit-Onbasi

 

kilitbahir-kalesi

Tuesday, 10 September 2013

Çanakkale Şehitlikleri Ne Kadar Sürede Gezilir



 

Çanakkale Şehitlikleri Ne Kadar Sürede Gezilir


Çanakkale Şehitlik gezilerinde sizler için hazırladığımız programlar bölgenin önemli ve sık ziyaret edilen noktalarını kapsar. Yani talebe göre hazırlanmıştır. Ancak normal koşullarda tüm alanı gezmeniz günlerinizi alır. 100 ün üzerinde yapı olduğu düşünülürse; ki muharebe alanları arazi içerisindedir, bir gün içerisinde tüm alanı gezmeniz neredeyse imkansızdır. Eğer gerekli zamanı ayırabilirim diyorsanız bunun için en az 4 gün gereklidir. 1. Gün; Güney Bölgesi, 2. Gün Çıkarma Koyları ve Müzeler, 3. Gün; Kuzey Bölgesi, 4. Gün; Anafartalar Bölgesi olmak üzere gezebilirsiniz. Tabi ki de gezmek zaman aldığı gibi maliyet açısından da yüksek bir rakam olacaktır. Konaklama sayınız ve aldığınız hizmetler artacaktır. Mali yapınızı da göz ardı etmeyiniz.

Çanakkale Şehitlik Gezi Haritası


Çanakkale Şehitlikleri Gezi Haritası ;


Bireysel olarak herhangi bir organizasyona katılım göstermenden yapacağınız gezilerde sizlere yol gösterip rehberlik edecektir. En azından hiç bilmediğiniz bir alanda bir kaynağın size yol göstermesi sizler açısından çok faydalı olacaktır.

Saturday, 7 September 2013

Çanakkale Şehitlikleri Nasıl Gezilir




Çanakkale Şehitlikleri Nasıl Gezilir


Gezi Güzergahı Nasıl Olmalıdır ?

Çanakkale Savaş Alanları ve Şehitlikleri'ni bireysel olarak gezmek istediğinizde isterseniz bizlerin sizler için hazırladığı programı kendiniz uygulayabilirsiniz. Eğer size güzergah karışık geliyorsa da bir harita temin edip haritadan takip edebilirsiniz.
Güzergah için: Çanakkale Şehitlik Turu

Hangisini Tercih Edersem Daha İyi Olur ?

Çanakkale Savaş Alanları ve Şehitlikleri oldukça geniş bir alanı kapsayan bir ziyaret noktası. Km olarak yaklaşık 100-130 km ye denk geliyor. Tüm ziyaret noktalarında tabela ve benzeri tanıtıcı öğeler mevcut. Ayrıca çok sayıda tanıtım broşürü, kitapcık vb. temin edebilirsiniz. Ancak sizlere tavsiyemiz Çanakkale Şehitlik Turu olacaktır. Sebeblerini kısaca açıklamamız gerekirse;

- Öncelikle çevre geniş bir alan, her ne kadar tanıtıcı öğeler olsa bile, mesleğinde uzmanlaşmış bir rehber eşliğinde gezmeniz, tabelalarda bulamayacağınız bilgileri de edinmenizi sağlayacaktır.

- Maliyet de seçimleriniz için önemli bir etken olacaktır. Bireysel olarak gezdiğinizde yakıt, giriş ücretleri, yeme-içme size neredeyse aynı rakamlara gelecektir. Çünkü Çanakkale Şehitlik Turu toplu katılımlar için hazırlanır ve daha ekonomiktir.

- Rahatlık ise sizlerin görüşlerine bağlı bir neden. Özellikle aracı kullananlar için önemli bir unsur. Çoğu zaman park etmek, kalabalık, trafikte kapanan yollar, tek yön geliş-gidişler, en önemlisi ise yola bakmak ile çevreye bakmak arasında seçim yapmak gereksinimidir.

Çanakkale Şehitlik Kaç Km



 

Çanakkale Şehitlikleri Hangi İle Kaç Km Mesafede


Aşağıdaki tabloda Çanakkale Şehitliklerinin diğer illere olan mesafeleri belirtilmiştir. Veriler km cinsinden olup yolculuk süresi seyrinize ve molalarınıza bağlıdır.

 





























































































































































































































































































































































































































Plaka NoİlKilometre
1Adana1101
2Adıyaman1416
3Afyon528
4Ağrı1694
5Amasya951
6Ankara650
7Antalya727
8Artvin1594
9Aydın442
10Balıkesir209
11Bilecik364
12Bingöl1564
13Bitlis756
14Bolu542
15Burdur605
16Bursa270
17Çanakkale
18Çankırı776
19Çorum890
20Denizli503
21Diyarbakır1571
22Edirne223
23Elazığ1420
24Erzincan1317
25Erzurum1509
26Eskişehir418
27Gaziantep1308
28Giresun1222
29Gümüşhane1397
30Hakkari2066
31Hatay1291
32Isparta605
33İçel1093
34İstanbul325
35İzmir316
36Kars1715
37Kastamonu786
38Kayseri966
39Kırklareli258
40Kırşehir833
41Kocaeli402
42Konya751
43Kütahya431
44Malatya1320
45Manisa327
46Kahramanmaraş1252
47Mardin1631
48Muğla542
49Muş675
50Nevşehir926
51Niğde985
52Ordu1178
53Rize1435
54Sakarya428
55Samsun1013
56Siirt1763
57Sinop978
58Sivas1091
59Tekirdağ194
60Tokat1049
61Trabzon1359
62Tunceli1447
63Şanlıurfa1446
64Uşak434
65Van1898
66Yozgat867
67Zonguldak613
68Aksaray864
69Bayburt1406
70Karaman859
71Kırıkkale726
72Batman1704
73Şırnak1807
74Bartın638
75Ardahan1804
76Iğdır1794
77Yalova340
78Karabük677
79Kilis1352
80Osmaniye1193
81Düzce49

Friday, 6 September 2013

Anzak Koyu ve Tören Alanı



 

Anzak Koyu – Anzac Koyu


Gelibolu Yarımadası’nda yer alan bu küçük koy Çanakkale Savaşları ile adını dünyaya yaymıştır. Ancak durum biraz bilinenden farklıdır. Günümüzde iki ayrı koy Anzak Koyu olarak bilinmekte ve alınmaktadır.

Anzak Koyu; yabancıların da Landing Cove dedikleri, Anzac askerlerinin 25 Nisan 1915 günü çıkarma yaptıkları koydur. Bu koya çıkarma yaptıktan sonra Kanlı Sırt – Kırmızı Sırt istikametine taarruza geçmişlerdir. Denizi karşınıza aldığınızda sağ tarafında Arıburnu Mezarlığı (Arıburnu Cemetery), sol tarafında ise Beach Cemetery ve Hell Split bulunmaktadır.

Tören Alanı ise; 25 Nisan anma törenlerinin yapıldığı North Beach, günümüzde bu anma etkinlileri nedeniyle Anzak Koyu ismini almıştır ve o isimle anılmaya, bilinmeye başlamıştır. Arıburnu yarlarının hemen altında alan koy tören zamanında binlerce insanla dolup taşmaktadır.

Büyük Anafarta Köyü ve Şehitliği



 

BÜYÜK ANAFARTALAR KÖYÜ VE ŞEHİTLİĞİ


Biz bu köye Özay Amca’nın köyü diyoruz. Sebebi ise kendisinin yıllardır Çanakkale Şehitlikleri’ni gezmeye gelen ziyaretçilere, bıkmadan usanmadan hizmet vermesidir. İlerleyen yaşlarına rağmen eşi gözleme sacının başında yufka açıp gözleme yapar, Özay Amca da servis yapıp ayran dağıtır. Kazanabildikleri paralarla da Çanakkale Savaşları’na ait eserleri toplayarak küçük bir müze açtılar. Allah’tan kendilerine sağlık ve uzun ömürler dileriz.

Anafartalar Ovası iki köye ismini verir. Bunlardan ilki Küçük Anafartalar, ikincisi ise Büyük Anafartalar köyleridir. Büyük Anafartalar köyü Bigalı Köyü’nün 8 km ilerisinde ova içerisinde bulunur. Savaş zamanında tamamen boşaltılmış ve karargâh olarak kullanılmıştır. Aynı zamanda burada büyük bir cephe gerisi hastanesi bulunmaktaydı.

Hastaneye yetiştirilme esnasında ya da hastanede tedavi esnasında şehit olan askerlerimiz de buradaki köy mezarlığına defnedilirler. Köy mezarlığı gerçek bir Şehitlik’e dönüşür. Günümüzde de en sağlam Şehit mezarları burada bulunmaktadır. Ne yazık ki defin işlemleri yapılırken herhangi bir isimlendirme yapılmamıştır.

Savaş zamanında terkedilen köye sakinleri savaş sonu geri dönmüşler, ancak harabeye yakın bir görünüme bürünen köy onarılmış ve hata tekrardan adım atmış Onarılması nedeniyle de orijinal mimarisini maalesef kaybetmiş. Köyde sadece belirli kısımlarıyla Köy Camii orijinal mimarisini koruyabilmiş.

 

Thursday, 5 September 2013

Osmanlı Ordu Stratejisi


ÇANAKKALE SAVAŞLARI SAVUNMA STRATEJİSİ HAKKINDA İNCELEME
MAKALE  NO: 1


Çanakkale Savaşı, Türkiye dışında genellikle yenilenlerin neden yenildiği üzerinden incelenmiş, yenenlerin neden ve nasıl yendiği pek araştırma konusu yapılmamıştır. Türk araştırmacılarsa ülke tarihinin kırılma noktalarından biri olduğu ve Mustafa Kemal Atatürk dâhil Kurtuluş Savaşı’nın önder kadrosunu yetiştirdiği için Çanakkale Savaşı’nın duygusal ağırlığının etkisini her zaman hissetmişlerdir.

Bu yazımızda Çanakkale Zaferi’ni getiren ana unsurları; sahaya yerleşim, harekât, ateş kullanabilme üstünlüğü, alan egemenliği, ihtiyatların kullanımı, lojistik ve karar mekanizmaları açısından inceleyeceğiz.

Çanakkale Savaşları’nın geçtiği alan Gelibolu ilçesinden ismini alan Gelibolu Yarımadası’dır. Gelibolu yarımadasının iki dar noktası var. Bunlardan ilki Saroz körfezinden Marmara denizine uzanan noktadır. Diğeri ise Kabatepe’den Kilye Koyu’na uzanan kısım. Bu iki kör nokta da düz birer ovadır.

Osmanlı savunma birimleri başta 5. Ordu komutanı Liman von Sanders olmak üzere itilaf kuvvetlerinin bu iki noktadan çıkarma yaparak bölgeyi ele geçirmeye çalışacağı fikri üzerinde durmuşlardır. Bu iki noktada birlikleri konuşlandırmışlardır.

Ancak bu fikir sadece bilinen ve iddia edilen olarak kalmıştır. Şahsen yapmış olduğum tüm inceleme ve araştırmalar bunun aksi yönde olduğudur. Osmanlı subaylarının hem fikir olduğu tek konu, düşmanın çıkarma yapacağıdır. Subaylar çıkarmaya engel olabilmek için sahillerin iyi derece korunmaya ve tedbire ihtiyacı olduğunu düşünmekte ve ısrar etmekteydiler.

Oysa Liman Paşa öyle bir durumda bekleyen korkunç sonun bilincindeydi. Askeri sahile konuşlandırmak demek daha itilaf kuvvetlerinin karaya asker çıkarmadan, donanma gücüyle mevcut Osmanlı birliklerini yok etmesi demekti.  Bu nedenle de hem Osmanlı subaylarının fikirlerini görmezden gelmeyip saygı göstermiş, hem de kendince gerekli tedbirleri almıştır. Düşünülen noktalar sahile uzaktır. Gelibolu Yarımadası’nın en kör noktası olan Saroz istikametinde orduyu yüzü Gelibolu’ya dönük olarak konuşlandırmıştır. Böylece hem buradaki bir çıkarmaya tedbir oluşturmuş, hem de yarımadanın neresine çıkarma yapılırsa yapılsın müdahale yapılabilecek stratejik konuma sahip olmuştur. Liman Paşa’nın bu kararı savaşın seyrini doğrudan etkilemiştir.

25 Nisan 1915 tarihi gelip, çıkarma harekâtlarının yapılması, Osmanlı Ordusu’nun dâhice savunma planını göz önüne çıkarmıştır. Günümüzde bölgemize gelen ziyaretçilerin Şehitlik Turu esnasında “ Bir avuç askerle mi savunmuşlar burayı ?” dediğini sıkça duyarsınız. İlk söylendiğinde bunun yokluktan ya da yetersizlikten kaynaklandığını sanılır. Oysaki durum hiç de böyle değildir. Bu tamamen dâhiyane bir savunma taktiğidir.

Ertuğrul Koyu, Aytepe, Tekke Koyu, Hain Tepe ve Balıkçı Damları mevkilerinde yaşananlar incelendiğinde gerçekler gün yüzüne çıkar. Liman Paşa; donanmanın çıkarma öncesi yapacağı bombardımanı düşünerek sayısı fazlaca birlikleri burada yıpratmaktansa, savaş tecrübesi olan askerlerden oluşturulmuş az sayıdaki askeri birlikleri çıkarma noktalarına yerleştirmiştir. Asker sayısının az olması gizlenmeyi ve korunabilmeyi kolaylaştırdığı gibi aynı zamanda merkezi harekât kabiliyetini de arttırmıştır. Saldırı – Savunma katsayısı hesaplandığında da; arazi yapısı, ateş gücü, tecrübe ve idare koşulları, aslında savunmadaki asker sayısının yeterli olduğunu göstermiştir.

Osmanlı Ordusu yeterli gördüğü ön birliklerle çıkarma harekâtlarına karşı koymuş daha sonra ise gerekli yerlere gerekli takviyeleri sürmüştür. Asıl kuvvetler muharebeye sürülmek için öncelikle itilaf kuvvetlerinin karaya yerleşimi beklenmiştir. Müdahale edilirken birlik büyüklükleri iyi ayarlanmış ve düşmanın bunu fark edip donanma desteğini öne sürmesine engel olmuştur. Özellikle kuzey bölgesinde düşmanın eline geçme ihtimaline karşı az sayıda tutulan toplar, Osmanlı kuvvetlerinin çok geniş alana yayılmaması nedeniyle rahatça düşman birliklerine ateş açabilmiştir.

Muharebeler esnasındaki komuta sistemi yine aynı şekilde kusursuzca işlenmiş, ihtiyat birlikleri gerekmedikçe savaşa sürülmemiş ve bir savunma hattı oluşması sağlanmıştır. Bunun en iyi örneği güney bölgesindeki 2. Kirte Muharebesidir. Muharebe esnasında İngiliz subaylar karşılarında 3 Tümenlik bir Türk gücü olduğunu iddia etmişlerdir. Ancak muharebe esnasında ihtiyatlar gerekmediği için kullanılmamış ve sadece 2 Alay civarında bir savunma gücü tahsis edilmiştir. Bu sayede süre gelen itilaf kuvvetleri taarruzlarına dayanabilecek askeri güç elde tutulmuştur.

Yine 25 Nisan 1915 kuzey çıkarmalarında dünya tarihine geçen bir olay yaşanmıştır. Yarbay rütbesine sahip bir subay kendi isteğiyle aynı rütbedeki başka bir subayın emrine girerek savaşın seyrini değiştirmiş ve komuta yetkisinin yerinde kullanımını sağlamıştır. Mehmet Şefik Aker’in bu hareketi, Mustafa Kemal Atatürk’e savunma hattı oluşturmak konusunda eşsiz bir fırsat sağlamıştır. Mustafa Kemal ise bunu çok iyi değerlendirerek savunma hattını oluşturmayı başarmış ve asıl birliklerin alana intikal etmesine gerekli olan zamanı kazandırmıştır.

Osmanlı Ordusu’nun komuta, kademe ve ihtiyatları kontrol etme konusunda eksik kaldığı tek tarih 19 Mayıs 1915 Büyük Türk Taarruzu olmuştur. 2. Tümen Komutanı Hasan Askeri’nin Ordu Merkezi idaresinden dışarı çıkarak kendi kararları doğrultusunda hareket etmesi sonucu Osmanlı Ordusu korkunç bir zayiat vermiştir. Bu olay Osmanlı Ordusu’nun tüm savaş boyunca belirttiğimiz gibi mükemmel bir düzen içerisinde olduğunun en büyük kanıtlarından bir tanesidir.

Osmanlı 5. Ordusu Komutanı Liman von Sanders, Balkan Savaşlarından süregelen en büyük sorun olan subayların kendi fikirleri doğrultusunda hareket emesinin önüne geçebilmek için, bölgesel komutanlıklar kurmuş ve merkezi idareyi sağlamlaştırmış karar mekanizmasını güçlendirmiştir. Arıburnu Komutanlığı ve Anafartalar Gurup Komutanlığı bu işleyişin bilinen örneklerindendirler.

Sonuç olarak; insan her ne kadar etten ve kemikten yaratılmış olsa da, manevi duyguları olmadan insanlığa sahip olmuş diyemeyiz. Moralimizin biraz bozuk olduğu zaman bile ne kadar zor bir durumda olduğumuz aşikârdır.

Türk askerinin manevi gücü kesinlikle inkâr edilemez. Vatanını savunması, millet, bayrak, din, devlet aşkı kesinle yok sayılamaz ya da küçümsenemez. Ancak şu da bir gerçektir ki manevi gücünün yanında Osmanlı Ordusu askeri anlamda da gereklilikleri yerine getirmiş ve bu savaştan zaferler ayrılmıştır.

Bigalı Köyü Atatürk Evi



 

Bigalı Köyü Atatürk Evi


Savaş çanları son gücüyle çalmaktaydı. Düşman ilk saldırısını 3 Kasım 1914'te Seddülbahir'e yapmıştı ve boğazın girişinde donanma gücünü sürekli takviye etmekteydi. Her an büyük çaplı bir saldırı kaçınılmazdı. Çanakkale dayanmalıydı, direnmeliydi. Çanakkale düşerse başkent İstanbul düşerdi. Başkent düşerse koca cihan devleti Osmanlı düşerdi. Donanmanın saldırı yapması beklenirken, özellikle alman subaylar donanmanın yetersiz olacağını ve karadan bir müdahale olacağını öne sürmekteydi. Gerekli kara gücünü oluşturmaktan başka çare yoktu. Bunun için hazırlıklar başlatıldı. Yeni birlikler kurulmaya başlandı.

20 Ocak 1915′te, Tekirdağ Bölgesi’nde yeni kurulmakta olan 19. Tümen Komutanlığı’na tayin edildi. Atatürk, kısa sürede bu tümeni kurmuş, 25 Şubat 1915′te, savaşlara katılmak üzere Eceabat‘a gelmiş, burada ikmal yaptıktan sonra 18 Nisan 1915′te Bigalı Köyü’ne gelerek bir köy evini karargah yapmıştı.

Bir Hafta sonra savaş başlamış, Atatürk, Conkbayırı ve Arıburnu’nda üstün düşman kuvvetlerine karşı, taarruz ve savunma savaşları yaparak, kahramanlığı, cesareti ve kazandığı zaferlerle bütün dünyanın dikkatlerini üzerine toplamış, 1 Haziran 1915′te albaylığa yükseltilmişti.

8 Ağustos 1915′te Anafartalar Grubu Komutanlığı’na getirildikten hemen sonra Conkbayırı’nda düşmanı denize dökmüş, Çanakkale‘yi bir kere daha kurtarmıştı.Çanakkale Zaferi’nden sonra, bir kahraman olarak 10 Aralık 1915′te İstanbul’a döndü.

Müze


Son yıllarda yüzüncü yılında yaklaşmasıyla birlikte Çanakkale Şehitlikleri ayrı bir önem kazandı. Birçok ulusal firma sosyal sorumluluk projeleri kapsamında yatırımlar yaptı. Onlardan biriside Opet'in Tarihe Saygı projesidir. Bu proje kapsamında Bigalı Köyü restore edildi. Atatürk'ün karargah olarak kullandığı ev ise müzeye dönüştürüldü ve kişisel eşyaları sergiye sunuldu. Çanakkale Şehitlik Turu esnasında görülmesi gereken bir yerdir. Ancak yılın bazı dönemlerinde ulaşım sıkıntısı devam etmektedir.

Wednesday, 4 September 2013

Rumeli Mecidiye Tabyası



 

18 Mart 1915 deniz Muharebeleri sırasında Rumeli Mecidiye Tabyasında şehit olan Isparta’lı Ali Çavuş , İvrindi’li İsmailoğlu Mehmet, Mustafaoğlu Süleyman ve 13 Türk topçusu Tabya Şehitliği'nde yatmaktadır. Dikdörtgen şeklindeki mezarlık beton bir duvarla çevrilmiş ve kenarlarındansa dikilen selvi ağaçlarıyla tanımlanmıştır. Mezarlığın ortasında yer alan anıtın önyüzü batı duvarındaki girişte bakmaktadır. Seğit Onbaşı;18 Mart 1915 Çanakkale Muharebelerinde Mecidiye tabyasında 3 nolu topun başındaydır, Tabyada 25x35’lik uzun menzili toplarda mevcuttur. Seğit Onbaşı Topun Mekanizması bozulunca Top mermisini kaldırıp, Ocean gemisini dümen tertibatından yaralamıştır.

Seyit Onbaşı



 

Hangi heykelin doğru olduğu sürekli merak edilen bir konudur. Seyit Onbaşı'yı gelecek nesillere anlatmak için savaştığı Gelibolu Yarımadası'nda bulunan Kilitbahir köyünün yanındaki Mecidiye Tabyası'na heykelinin dikilmesine karar verildi. Heykeltraş Hüseyin Anka Özkan'ın 1996 yılında yaptığı heykel, Mecidiye Tabyası'nın altındaki yolun kenarına dikildi. Heykel yerleştirildikten sonra fark edilen hata tartışmaları da beraberinde getirdi. Top mermisini sırtında taşıyan Seyit Onbaşı'nın heykelinde, mermi kucağında yer alıyordu. İtirazlar üzerine top mermisini kucakta taşıyan heykelin yerine heykeltıraş Eray Okkan'ın yaptığı, mermiyi sırtında taşıdığı 4 metre boyunda yeni heykeli dikildi. Eski heykel de Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü'nün Ankara'daki bahçesine götürüldü. Özkan'ın yakınlarının itirazları üzerine iki yıl sonra merminin kucağında bulunduğu heykel tekrar yerine koyuldu. Yeni heykel ise Eceabat ilçesindeki tarihi meydana yerleştirildi.

Havranlı Koca Seyit; Çanakkale Savaşları esnasında 215 okkalık, 275 kg lık top mermisini sırtlayarak savaşın seyrini değiştirmiştir.

Monday, 2 September 2013

Mevlid-i Şerif

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde tek bir Cumhurbaşkanı tüm masraflarını kendisi karşılayarak en tanınmış Mevlithan'ları bir araya getirerek Çanakkale Şehitleri'ne Mevlid-i Şerif okutturmuştur. Ve hayatı boyunca da düzenli olarak devam ettirmiştir.

"Atatürk, her yıl Çanakkale’de şehitlerimiz için bir mevlid-i şerif okuttururlardı.

1932 yılında okunacak mevlidin, Şehit Mehmet Çavuş Abidesi önünde ve İstanbul’un en meşhur hafızlarının iştirakiyle, görkemli bir şekilde yapılmasını emretmişlerdi. Bu durumu, ayrıca İstanbul Müftüsü Hafız Fehmi Efendi’ye de telefonla bildirmişlerdi. Mevlitten bir gün önce bu iş için ayrılan ve Atatürk’ün kendi seyahatlerinde kullandıkları lüks Gülcemal vapuruna gittik.
Süleymaniye Baş Müezzini Hafız Kemal, Saadettin Kaynak, Beşiktaşlı ve Sultan Selimli Rıza beyler, Hafız Burhan, Beylerbeyli Fahri, Vaiz Aksaraylı Cemal, Muallim Nuri gibi bir çok ünlü hafız, bir çok gazeteci ve fotoğrafçılarla vapur hıncahınç dolu olarak akşam saat 7’de Çanakkale’ye doğru hareket ettik. Gece yatsı namazından sonra vapurun salonunda iki hatm-i şerif ve bir mevlid okundu. Sabahleyin Gelibolu’ya geldik. Büyük bir kalabalık bizi iskelede karşıladı. Sonra, otobüslere binilerek Şehit Mehmet Çavuş Abidesi’ne gidildi.
Etraf bayraklar ve defne dallarıyla süslenmiş; kadın, erkek çok büyük bir kalabalık etrafı doldurmuştu. On hafız hep bir ağızdan önce tekbir aldık. Sonra tevşih okundu. Sonra da hafızlar sırayla kürsüye çıkıp mevlidi okumaya başladık. Ben, Veladet Bahri’ni okurken kapalı ve bulutlu olan hava birden bozdu ve bardaktan boşanırcasına yağmur yağdı. Ben okumaya hiç kesmeden devam ettim. En sonunda, İstanbul Müftüsü Hafız Fehmi Efendi çok güzel bir dua ile mevlidi bağlatıp şehitlerimizin mezarlarını da ziyaret edip, İstanbul’a döndük. Ertesi akşam Dolmabahçe Sarayı’nda Ata’nın huzuruna çıkıp mevlidi etraflıca anlattım. Ayağa kalktı ve heyecanla elini masaya vura vura “Aferin hafızım. Aferin sana. Din ve vazife ciddiyetini herkese göstermişsin, yağmurda bile görevine devam etmişsin. Aferin sana. Aferin sana!” diye beni defalarca tebrik etmiş ve kutlamışlardı."

Hafız Yaşar Okuyan

Namazgah Tabyası ve Müzesi

Tabyalar 20. yüzyılın en önemli savunma sistemlerinden bir tanesidir. Kalelerin çeşitli sebeplerle önemini yitirmesiyle birlikte tabyalar kalelerin yerini almaya başlar 19.yy itibari ile.
Namazgah Tabyası'nın ise ayrı bir önemi var ziyaretçiler için. Gerek restore edilip göz önüne çıkarılması, gerekse Kilitbahir Kalesi'nin hemen yanında olması nedeniyle. Böylece ziyaretçiler kale ile tabya arasındaki farkı çok rahat bir şekilde gözlemleme şansına sahip olabiliyorlar.
Sultan Abdulaziz zamanında yaptırılan tabya öncelikle Rumeli Aziziye Tabyası ismini alır. Ancak sonraları ismi değişime uğrar. Bunula ilgili iki söylem vardır. Birincisi üçgen biçiminde oluşu nedeniyle o ismi aldığı, ikincisi ise cemaat olarak askerlerin burada toplanıp namaz kılmalarıdır.
Namazgah Tabyası aynı zamanda içerisinde bir müze barındırmaktadır. Müze içerisinde resimler, savaş eserleri ve diğer objeler sergilenmektedir. Müzenin hemen arkasında ise gösterim ve canlandırma alanı vardır. İzletilen video gösteriminde Çanakkale Deniz Muharebeleri anlatılmaktadır. Canlandırma bölümünde ise 18 Mart 1915'te savaş esnasında tabyalar arasındaki haberleşme trafiği seslendirilmektedir.
Namazgah Tabyasının deniz tarafında ise bir Bakı Terası bulunmaktadır. Bakı terasından Çanakkale Boğazını inceleyebilmektesiniz.

Kilitbahir Kalesi

Osmanlının ilk tarihçileri arasında gösterilen Edirneli Ruhi şöyle der; " 867 yılının bir bahar aylarında Gelibolu'ya bir ziyarette bulundum. Ziyaretimin sebebi Sultan'ın Geliboluya yakın karşılıklı olarak yeni iki kale yaptırmaya başlamasıydı. Gelibolu sahilini takip ederek küçük bir köye ulaştım. Köyde kale yapımı için yoğun bir çalışma vardı. Beni Sultan'ın gönderdiğini söyleyince Mimar Murat Efendi'ye haber ettiler. Gelip beni karşıladı ve ilgi alakada bulundu. Uzun bir süre burada kaldım. İki kalenin de yapımına bir süre şahitlik ettim."
Fatih Sultan Mehmet Han, askeri zekası ile bir çağı kağatıp bir çağın açılmasına vesile olmuş yüce bir insan. İstanbul'un fethi sırasında gemileri karadan yürütmek zorunda kalmıştı ve anlamıştı ki donanma desteği olmadıkça İstanbul düşmez. İstanbul'u fethedip başket yapınca kendi güvenliğini sağlayabilmek adına tecrübelerinden yola çıkarak, günümüzün Çanakkale Boğazı'nın 1350m ile en dar yerine, 1462 - 1464 yılları arasında iki kale yaptırır. Bunlardan birisi Çanakkale'ye de adını veren Kale-i Sultaniye, diğer ise Kilid-ül Bahir yani Kilitbahir kalesidir. Böylece başkente giden bu su geçidinin kilidini Fatih Sultan Mehmet koymuş olur. Ve zaten o nedenle de Kilid-ül Bahir yani Denizin Kilidi ismini alır kale.
Kilitbahir kalesini şu anda Turizm Bakanlığı tarafından restore edilmektedir. O nedenle ziyarete kapalıdır.